Son Yazılarımız

UZAYIN SESSİZ KAHRAMANI: LAZ BİLİM İNSANI BEHÇET AÇIKMEŞE

Loading

Değeri Okuyucular,

Telefon, beklemediğim bir anda çaldı. Arayan, benimle aynı soyadını taşıyan yeğenimdi. Sözünü uzatmadı:

“Amca, yanımda Amerika’dan gelen bir beyefendi var. Soyadımın “Hun” olduğunu görünce ‘Mücahit Özden Hun’u tanıyor musun?’ diye sordu. Adı Behçet. Seninle konuşmak istiyor.”

Bir an donup kaldım.” Behçet mi?” dedim içimden. Yirmi iki yıl önce, Körfez Savaşı’nın gölgesinde Los Angeles’te tanıdığım o sessiz Laz mühendisi mi kastediyordu?

Ankara Türk-Amerikan Derneği’nde GRE-GMAT dersleri verirken Master ve PhD eğitimi için Amerika’ya uğurladığım yüzlerce öğrenciden biri de Behçet olabilirdi; hafızamda o kadar çok isim vardı ki… Ama aradan bunca yıl geçmesine rağmen soyadımı unutmaması ve hâlâ beni sorması, tarif edilemez bir sıcaklık bıraktı içimde.

Sonra zihnimde ışıklar çaktı: Los Angeles’teki o barbekü partisi, göçmenliğin yalnız akşamları, NASA’nın Los Angeles koridorlarında sessizce dolaşan o Laz genci… Ve bugün, dünya uzay literatürüne damga vurmuş, Mars’a iniş algoritmalarının ardındaki isim. Damarlarımda dolaşan hafıza birden berraklaştı: “Behçet Açıkmeşe.”  O mütevazı mühendis, şimdi uzayın karanlığında insanlığa ışık tutan bir bilim kahramanına dönüşmüştü. Ve ben, eski bir dostun sürpriz selamıyla, geçmiş ve gelecek arasında kurulan bu köprünün tam ortasında, kalbimin hızla attığını hissediyordum.

***

Karadeniz’in derin vadilerinde sessizce akan Fırtına Deresi gibi, Ardeşenli Behçet Açıkmeşe de kendi yolunu gürültü çıkarmadan çizdi. Lazca konuşarak büyüdüğü dağ köyünden, Mars’a inen algoritmalara uzanan yolculuğu hem bir bilim hem bir aidiyet hikâyesidir… Karadeniz’in sisli dağlarından biri olan Ardeşen’in, dünya bilim tarihine sessizce armağan ettiği bir isimdir Behçet Açıkmeşe.

Behçet Açıkmeşe ile yollarımız 2003 yılında, Los Angeles’ta kesişti. O da ben de göçmen öğrenci olarak ABD’ye gelmiş, farklı yönlerden aynı denize akan iki nehir gibiydik. Ben MBA derecemi 1995 yılında Wharton Business School’da tamamlamıştım. Ardından Türkiye’ye dönerek 2000–2002 yılları arasında “Iğdır Sevdası” kitabım için saha araştırmaları yapmış, söyleşiler gerçekleştirmiştim. Kitabım Mart 2002’de yayımlandığında ben Almanya’da, kız kardeşlerimin yanındaydım.

Aynı yıl Amerikalı Çinli eşimden boşanmış, üzerimde tarif edemediğim bir yorgunluk ve kırgınlıkla baş başa kalmıştım. Hayatımda yönsüzlüğün hâkim olduğu bir dönemdeydim. Paris yıllarından tanıdığım Macar asıllı bir arkadaşım Los Angeles’ta yaşıyordu. Birlikte bir iş projesi geliştirme hayaliyle beni davet etti. Kabul ettim. 20 Mart 2003’te, Frankfurt’tan Los Angeles’a doğru yola çıktığım gün, dünya bambaşka bir krizin içine giriyordu: İkinci Körfez Savaşı başlamıştı. Piyasalar altüst olmuş, belirsizlik her alana sirayet etmişti.

Bir süre Macar arkadaşların yanında kaldım. Büyük düşünceler, büyük projeler vardı ama piyasa dağınıktı, ruhum da öyle.

Amerika’da gelenektir, sosyal bağlar çoğu zaman bir barbekü partisinde kurulur. İşte böyle bir partide tanıştım Behçet Açıkmeşe ile. Aramızda hemen bir bağ kuruldu. Göçmenliğin yalnızlığı, memleket meselelerine duyulan kaygı, doğup büyüdüğümüz kültürlere karşı duyarlılık… Ortak çok şeyimiz vardı.

Bir süre sonra Macar dostlarımdan ayrıldım. İşte o zaman Behçet beni büyük bir içtenlikle evinde ağırladı. Bir hafta boyunca Los Angeles’taki mütevazı evinde konuk oldum. Gündüzleri geçici bir işte çalışıyor, akşamları Behçet’le uzun uzun sohbet ediyorduk. Türkiye’nin gidişatını, bilimle siyaset arasındaki mesafeyi, kimliğimizi, dillerimizi konuşuyorduk.

Beni en çok etkileyen şey, onun Laz kimliğine duyduğu sahici bağlılıktı. Lazcaya sahip çıkıyor, bu kadim dilin birkaç nesil sonra yok olabileceği düşüncesi, yüreğinde sessiz bir ağıt gibiydi. Sohbetimiz devam ederken Lazca bir sözlük uzattı. Sayfaları özenle çevirdiğimde kendi ana dilim Kürtçenin ihmal edilmiş gerçekliğini hatırladım. Behçet, kararlı bir ifadeyle devletin Lazcayı ve diğer yerel dilleri koruma altına alması gerektiğini savunuyordu. Kızına Lazca bir isim vermişti; bu bile onun sessiz ama kararlı bir direnişiydi.

İkimizin de farklı yollardan gelip, bir Amerika akşamında Lazcayı ve Kürtçeyi, memleketi ve insan onurunu konuşuyor oluşumuz, o dönemin karanlığı içinde bana ışık olmuştu.

PROF. DR. BEHÇET AÇIKMEŞE KİMDİR?

Ardeşen, doğanın zenginliğiyle yoğrulmuş ama bu zenginliğini dünyaya çok fazla anlatamamış bir yerdir. Buradan çıkan insanlar genellikle “sessiz ama derin” olur. Laz kimliğine bağlılık, mizah duygusu ve dik duruş Ardeşenli karakterin temel taşlarıdır.

Behçet Açıkmeşe, Laz asıllı bir ailenin çocuğu olarak 1970 yılında Rize’nin Ardeşen ilçesinde dünyaya geldi. Babasının memuriyeti nedeniyle çocukluk yıllarında farklı bölgelerde bulunarak ilkokulu Ordu’nun Ünye ilçesinde, liseyi ise Samsun Anadolu Lisesi’nde tamamladı. 1992 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra yüksek lisans ve doktora eğitimi için ABD’ye gitti. Purdue Üniversitesi’nde makine mühendisliği alanında yüksek lisansını, uzay ve havacılık mühendisliği alanında da doktorasını başarıyla tamamladı. Akademik eğitimini takiben uzay teknolojileri ve otonom kontrol sistemleri alanlarında uzmanlaşarak kariyerine bu yönde yön verdi.

Behçet Açıkmeşe, 2003 yılında NASA’nın Kaliforniya’daki Jet Propulsion Laboratory (JPL) merkezinde güdüm-kontrol analiz grubunda çalışmaya başladı. Tam da böyle bir zamanda kendisiyle tanışma şansı bulmuştum.

Behçet Açıkmeşe, JPL’de görev yaptığı yaklaşık on yıl boyunca, uydu formasyon uçuşu, asteroit ve kuyruklu yıldız yakın geçiş operasyonları gibi ileri uzay projelerinin yanı sıra gezegenlere iniş sistemleri üzerine de çalışmalar yürüttü.

Bu süreçte uzay araçlarının otonom yol bulma ve iniş problemlerini çözmek için yeni matematiksel yöntemler geliştirdi; bunlardan biri olan “lossless convexification” tekniği sayesinde, daha önce çözümü zor görülen optimal kontrol problemleri gerçek zamanlı olarak hesaplanabilir hale geldi ve gezegen yüzeyine nokta atışı iniş yapma imkânı doğdu.

JPL araştırmaları, NASA’nın gelecekteki görevlerinde hassas iniş teknolojilerini kullanabilmesinin önünü açarak önemli bir yenilik sağladı. Behçet Açıkmeşe, Mars’a gönderilen Mars Science Laboratory (MSL) misyonunun ekibinde yer alarak, 6 Ağustos 2012 tarihinde Mars’a inen Curiosity aracının EDL (Entry, Descent, Landing – Giriş, Alçalma, İniş) sürecindeki kritik algoritmaları geliştiren isim oldu.

Özellikle “gökyüzü vinci” (sky crane) adı verilen aşamada, Curiosity’yi yüzeye indiren roketli iniş aracının güvenli bir mesafeye yönlendirilmesi için gerekli güdüm ve kontrol sistemini tasarladı. Curiosity yüzeye vinç kablolarıyla indirilirken, yaklaşık 20 metre irtifada Açıkmeşe’nin algoritması devreye girerek üstteki iniş kademesini ateşleyiciler yardımıyla uzaklaştırdı. Bu sayede roketli vinç, Mars yüzeyinde Curiosity’nin yakınına düşmeden yüzeyden 650 metre uzakta güvenli bir noktaya çakıldı ve araç hiçbir zarar görmedi. Behçet Açıkmeşe’nin JPL’deki çalışma arkadaşları, roket modülünün oluşturduğu yapay krateri esprili bir biçimde “Behçet Krateri” olarak adlandırmayı bile önerdiler. Bence önermekle kalmayıp tapusunu da Behçet Açıkmeşe’ye vermeliydiler.

NASA’nın Perseverance gezgin aracı, 18 Şubat 2021’de Mars’a iniş sırasında vinç kablolarıyla yüzeye indirilirken Behçet Açıkmeşe’nin geliştirdiği algoritmalar, bu “sky crane” manevrasında iniş kademesinin aracı bıraktıktan sonra güvenli biçimde uzağa uçurulmasını sağladı. Behçet Açıkmeşe’nin geliştirdiği “uçup uzaklaşma” algoritması o kadar başarılıydı ki, 2012’deki Curiosity görevinin ardından 18 Şubat 2021 tarihinde Mars’a iniş yapan Perseverance aracı için de uyarlanarak kullanıldı.

Hedef, iniş bölgesinden en az 200 metre uzağa düşüş gerçekleştirmekti; nitekim Curiosity’nin iniş kademesi 650 m mesafeye, Perseverance’ın iniş kademesi ise 700 m mesafeye kontrollü şekilde çakıldı.

Prof.Behcet Açıkmeşe’nin algoritmasının kullanıldığı Mars’a giden Perseverance uzaya aracı

***

Seattle ile Ardeşen, yağmurun diliyle konuşan, yeşilin her tonunu bilen iki kardeş şehir gibidir. Her iki şehir de yıl boyunca bol yağış alır ve yemyeşil doğalarıyla öne çıkar. Seattle’ın Pasifik kıyısındaki ormanlık yapısı, Ardeşen’in Karadeniz kıyısındaki dağlarla çevrili yeşil coğrafyasını andırır. Ayrıca ikisi de denizle dağların iç içe geçtiği, doğa yürüyüşleri ve su sporları gibi açık hava etkinliklerine elverişli alanlara sahiptir. Bu yönleriyle, farklı kıtalarda yer alsalar da doğayla iç içe yaşam anlayışı bakımından birbirine benzeyen iki coğrafyadır.

Böyle olunca Behçet Açıkmeşe, 2013 yılında Los Angeles’taki JPL’den ayrılarak ABD’nin Seattle şehrine yerleşti ve Washington Üniversitesi’nin Havacılık ve Uzay Mühendisliği bölümünde öğretim üyesi olarak göreve başladı. Halen bu üniversitede profesör unvanıyla görev yapan Behçet Açıkmeşe, otonom sistemler ve optimizasyon tabanlı kontrol teknikleri üzerine araştırmalar yürütmektedir. Laboratuvarında geliştirilen gerçek zamanlı hesaplama algoritmaları, uzay araçlarının görev sırasında kendi kendine karar verebilmesi (örneğin iniş rotasını anlık belirlemesi) gibi zorlu problemlere çözüm sağlamaktadır.

ANA DİLİ LAZCA VE AİLESİ

Prof. Dr. Behçet Açıkmeşe, ana dili Lazcayla çocukluk yıllarında tanıştı. Babasının görevi nedeniyle ailesiyle birlikte Adıyaman, Siirt ve Sinop’un çeşitli ilçelerinde büyüdü; yaz tatillerinde ise memleketi olan Ardeşen’e döndü. Bu nedenle Lazcayla kurduğu bağ sadece birkaç aylık yaz tatillerine sıkıştı, dili içselleştirmesine rağmen akıcı konuşma pratiği elde etme şansı olmadı. Buna karşın Laz kimliğine ve diline duyduğu aidiyet her zaman güçlü kaldı.

Bu bağ, çocuklarına verdiği isimlerde de kendini gösterir. Behçet Açıkmeşe’nin iki kızı var ve her ikisinin ilk adı da Lazcadır. Büyük kızına “Teona” adını verir; Ardeşen’de sıkça rastlanan bu kelime Lazcada “ışık tarlası” anlamına gelir. Küçük kızının adı ise “Mira”dır; Lazca’da “çehre” demektir. Eşinin Çinli olması nedeniyle, her iki kızının ismine Çin kökenli ikinci adlar da eklenir: Teona Lei ve Mira Mei. Böylece iki farklı kültür, isimlerin içinde zarif bir dengeyle bir araya gelir.

VE BİR FIKRA…

Bir gün NASA yetkilileri Karadeniz’e gelip Laz Temel’i bulmuşlar.

“Mars’a gidecek ilk insansın, ne istersin?” diye sormuşlar.

Temel düşünmüş, “İki şey isterum,” demiş. “Biri laz böreği, biri de Behçet Açıkmeşe’nin algoritmasi.”

NASA şaşırmış: “Laz böreğini anladık ama algoritmayı ne yapacaksın?”

Temel cevaplamış:

“Yahu, Behçet Açıkmeşe’nin algoritması varsa Mars’a sağ salim inerum da… geri nasıl dönerum, onu bilemem!”

Ve öyle derler ki, Temel hâlâ Mars’ta… ama keyfi yerindeymiş!