Mücahit Özden Hun

Bir Zamanlar Baharlı Mahallesi (ÜÇÜNCÜ BÖLÜM)

IĞDIR BELEDİYE MECLİSİNE ÇAĞRIMDIR: BAHARLI MAHALLESİ, İSMİNİ VE ONURUNU GERİ İSTİYOR

Ben Baharlı Mahallesi’nde doğdum. Bu yazıyı yalnızca eski bir mahalle adını hatırlatmak için yazmıyorum. Gençleri işkence görmüş, aileleri korku içinde yaşamış, ardından tarihî adı değiştirilmiş bir mahallenin geçmişini ve bugün dile getirdiğim itirazı anlatmak için yazıyorum.

Bugün belediyenin kayıtlarında Baharlı Mahallesi yerine 14 Kasım yazıyor. Benim doğduğum yerin, ailemin, komşularımızın ve çocukluğumun adı ise Baharlı. Resmî ad değişmiş olsa da doğduğum yere bağlılığımın adı değişmedi.

Bu nedenle çağrımı açıkça dile getiriyorum: Baharlı’nın adı hakkındaki talebi, yalnızca bir adres değişikliği başvurusu olarak görmeyin. O adın arkasındaki insanları, yaşanan acıları ve yıllardır taşınan itirazı dinleyin.

Önce Gençler, Sonra Mahallenin Adı

Baharlı’nın 12 Eylül geçmişinde siyasi kimlik meselesi vardır. Bunu anlatının dışına çıkarmak, yaşananların önemli bir bölümünü görünmez hâle getirir.

Baharlı’nın yayımlanan 12 Eylül tanıklığında, Terekeme gençlerinin sol düşünceye yakınlığıyla bilinmesinin üzerlerindeki baskıyı artırdığı anlatılıyor. Gözaltılar, işkenceler, ailelere yöneltilen tehditler ve aynı evden birden fazla gencin götürülmesi bu anlatının içindedir. Gençlerin ne yaptıklarından önce hangi mahalleden geldiklerinin ve ne düşündüklerinin sorgulandığı aktarılıyor.

Benim bu yazıda ileri sürdüğüm iddia açıktır: Baharlı’nın sol görüşlü Terekeme gençliğine uygulanan baskı, mahallenin adının değiştirilmesiyle aynı topluluğa yönelen psikolojik bir cezalandırma olarak devam ettirilmiştir. Ben bu iki aşamayı birbirinden bağımsız görmüyorum.

Bu iddianın yerel tarihçilikle ilgili ayağı da şudur: Darbe sonrası yönetim anlayışının, kendi yaklaşımını destekleyen sözde yerel tarihçileri devreye sokarak “Iğdır 12 Kasım’da değil, 14 Kasım’da kurtuldu” yorumunu ad değişikliklerine gerekçe yaptığını ileri sürüyorum. Benim değerlendirmeme göre bu yorum, 12 Kasım İlkokulunun Kurtuluş İlkokulu yapılmasıyla Baharlı adının 14 Kasım olarak değiştirilmesini aynı siyasi amaç etrafında birleştirmiştir.

Bu yüzden “Önce gençlerimiz, sonra mahallemizin adı hedef alındı” diyorum. Benim anlattığım, yalnızca işkencenin gençlerin bedenlerinde ve hayatlarında bıraktığı iz değildir. Mahalle adının kaldırılmasının aidiyet duygusunda yarattığı kırılmayı da aynı hikâyenin içinde görüyorum. Birincisi gençlerin hayatına, ikincisi o gençlerin aileleriyle birlikte ait oldukları yere dokunmuştur.

Tarih yalnızca mühürlü kâğıtlarda yaşamaz. İnsanların anlatılarında, ailelerin hatıralarında, yıllar sonra bile söylenirken sesi değiştiren bir isimde de yaşar.

Bir topluluğun geçmişte yaşananlara verdiği anlam, o topluluğun tarihinin parçasıdır. Sözlü tarih de insan deneyimlerini, hatırlama biçimlerini ve geçmişin bugün nasıl anlamlandırıldığını kayda geçirir.

Bu nedenle, ad değişikliğinin siyasi bir cezalandırma olarak hatırlanmasını önemsiyorum.

Ben Baharlı’nın geçmişini anlatırken yalnızca yöneticilerin ne kararlaştırdığına değil, o kararların insanlarda ne bıraktığına da bakıyorum. Mahalle adının kaldırılmasına ilişkin itirazımın temelinde bu yaşanmışlık ve aidiyet vardır.

Baharlı’nın onurundan söz ederken de kimsenin bize bağışlayacağı bir değerden söz etmiyorum. İşkencenin utancı, ona maruz kalanlara değil, onu uygulayanlara aittir.

Iğdır'ın Kurtuluşu 14 Kasım mı 12 Kasım mı?

Babamın okulu da benim okulum da 12 Kasım İlkokuluydu.

Aile arşivimizde 1932 tarihiyle kayıtlı okul fotoğrafında babam Mecit Hun da bulunuyor. Ben de 1960’lı yıllarda 12 Kasım İlkokulunda okudum ve oradan mezun oldum.

Babamın öğrencilik hayatındaki okul adıyla benim diplomamın ait olduğu okulun adı aynıdır: 12 Kasım İlkokulu.

Bu ad yalnızca bizim hatıramızda yaşamıyor. Millî Eğitim Bakanlığının resmî kaydı, okulun 1932’de Iğdır’ın kurtuluş gününden adını alarak 12 Kasım İlkokulu adıyla açıldığını ve 1985’te Kurtuluş İlkokulu olarak yeniden adlandırıldığını doğruluyor. Elli üç yıl boyunca kuşakların hayatına girmiş bir addan söz ediyoruz.

Okulun tarihçesi, isim değişikliğini askerî arşivlerde yapılan incelemeler sonucunda kurtuluş tarihinin 14 Kasım olarak kabul edilmesiyle açıklıyor.

Bu nedenle, 14 Kasım değerlendirmesini kimlerin hazırladığını ve kimlerin karar sürecine taşıdığını soruyorum. Yerel tarihçilerin bu süreçteki rolüne ilişkin iddiamın cevabı, yalnızca okulun yeni adını tekrarlamak olamaz.

Bu görüşü savunanlar Kazım Karabekir Paşa'nın kaydını nasıl değerlendirdi? Tarih yorumu ile isim değiştirme kararı arasında nasıl bir ilişki kuruldu?

Benim eleştirim tarih araştırması yapılmasına değil, tarih yorumunun bir mahalleyi siyasi kimliği nedeniyle cezalandırmanın gerekçesine dönüştürüldüğü iddiasına dayanıyor. Bir şehrin geçmişi, o geçmişi yaşamış kuşakların hatıraları dışarıda bırakılarak açıklanamaz. Okulun eski adı, aile fotoğrafları ve bayram haberleri de bu tartışmanın içindedir.

Babam Mecit Hun’un Pamukova gazetesinde 15 Kasım 1954 tarihinde yayımlanan haberinin başlığı şöyleydi: “Iğdır’ın Kurtuluşu Coşkun Bir Törenle Kutlandı.”

Haberin ilk cümlesi ise şudur: “Iğdır’ın kurtuluşunun 34. yıldönümü münâsebetiyle 12 Kasım günü coşkun bir tören yapılarak bu mutlu günümüz kutlanmıştır.”

Gazetenin yayımlandığı gün 15 Kasım, törenin yapıldığı gün 12 Kasım’dır.

Haberde askerî birliklerin kasabaya temsili girişi, yapılan konuşmalar, Şehit Mehmet Çavuş abidesinin ziyareti ve çelenk konulması anlatılıyor. Ortaokul Müdürü Veli Orkun, Nurettin Kirman ve babam Mecit Hun’un konuşmaları da kaydediliyor.

Benim çocukluğumdan hatırladığım kurtuluş günü de 12 Kasım’dır.

Kâzım Karabekir Paşa'nın kaydı: 12 Kasım

Kâzım Karabekir’in İstiklal Harbimiz eserinin Türkiye Yayınları, 1960 baskısı, 902. sayfasına atıfla daha önce yayımladığım cümle de aynı tarihi veriyor:

“Ermeniler de 12 Teşrinisani’de (Kasım’da) Iğdır’ı boşaltarak Aras şimaline (kuzeyine) çekildiler.”

Karabekir’in Iğdır’ın boşaltılması için verdiği tarih 12 Kasım’dır.

Dolayısıyla benim sözünü ettiğim tarih, bugün ortaya atılmış yeni bir iddia değildir. Babamın gazetesinde, okulun eski adında ve Karabekir’den aktarılan kayıtta karşılığı vardır.

Karabekir’in hatırasını anmak, onun yazdıklarını yalnızca tören konuşmalarında hatırlamak değildir. Tarihe ilişkin değerlendirmelerde onun kaydının nasıl ele alındığını da açıklamaktır.

Benim Asıl Meselem Baharlı'dır

Bu yazının bir tarih tartışmasının içinde kaybolmasını istemiyorum. Benim asıl meselem Baharlı’dır.

Kurtuluş gününe ilişkin değişikliği, okulun adının değiştirilmesini ve Baharlı adının kaldırılmasını, kendi aile hafızam ve mahallenin 12 Eylül geçmişi içinde birlikte değerlendiriyorum. Benim için bunlar, birbirinden habersiz iki tabelanın yenilenmesi değildir.

İleri sürdüğüm siyasi bağlantı, önce gençlerin düşüncelerinin, ardından mahallenin ortak adının hedef alınmasıdır.

Baharlı adı söylendiğinde ben babamı, okulumu, komşularımızı ve hikâyelerini yazdığım insanları hatırlıyorum. Bu adın kaldırılmasına itiraz ederken de onların hayatlarının resmî kayıtlardaki bir değişiklikten daha uzun ömürlü olduğunu söylüyorum.

Bir adın tabeladan silinmesi, insanların o adla kurdukları bağın da silindiği anlamına gelmez.

Iğdır Belediye Meclisi'ne Çağrımdır

Iğdır’da mahalle sakinlerinin talebiyle gerçekleşmiş bir isim değişikliği vardır. 12 Eylül Mahallesi’nin adı 2010 yılında Emek Mahallesi olarak değiştirilmiştir. Dönemin açıklamasına göre belediye meclisi karar almış, valilik onaylamış ve tabela değiştirilmiştir.

Baharlı adının yeniden verilmesine ilişkin talebimin de açık biçimde görüşülmesini istiyorum. Fakat yalnızca evrakın değil, insanların da dinlendiği bir görüşme olsun.

Mahallenin geçmişini anlatanlar söz alabilsin. Ad değişikliğini siyasi dışlanmanın devamı olarak görenlerin değerlendirmesi kayda geçsin. Farklı görüşler de açıkça ifade edilsin. Alınacak kararın gerekçesi herkes tarafından bilinsin.

Mahalle adı değişikliğinde belediye meclisi kararı ve vali onayını içeren bir süreç bulunuyor. Iğdır’da değişiklik yönünde alınacak meclis kararının valinin onayına sunulması gerekir. Belediye Kanunu, karar alınırken mahallelinin ortak isteklerinin göz önünde bulundurulmasını da öngörüyor.

Benim çağrım, bu talebin gündeme alınması ve mahalle sakinlerinin kendi yaşadıkları yer hakkında söz sahibi olmasıdır.

Baharlı'nın İnsanları Kendi Tarihlerinin Dışında Bırakılamaz

Bu yazıda birikmiş bir itirazı dile getiriyorum.

Gençlerin siyasi kimlikleri nedeniyle uğradıklarını anlattıkları baskıyla, mahalle adının değiştirilmesine yüklediğim anlamı birbirinden ayırmıyorum. Birini konuşup ötekini susmak istemiyorum.

Ben Baharlı’nın çocuğuyum. Babamın okul fotoğrafına, kendi öğrencilik yıllarıma ve mahalle insanlarının anlattıklarına aynı geçmişin içinden bakıyorum.

Iğdır Belediye Meclisine çağrım budur: Baharlı adını gündeminize alırken, Baharlı’nın insanlarını da gündeminize alın. Bu talebi tarihî kayıtlarıyla, sözlü tanıklıklarıyla ve bugün taşıdığı anlamla birlikte görüşün.

Baharlı’nın geçmişi yalnızca başkalarının onun hakkında verdiği kararlardan oluşmaz. Baharlı’da yaşayanların anlattıkları da o geçmişin içindedir.

Bu mahallenin geçmişi de geleceği de insanları yok sayılarak yazılamaz. Baharlı, kendisi hakkında karar verilen bir yer değil; sözü dinlenmesi gereken onurlu bir toplumdur.

Saygılarımla. Mücahit Özden Hun

(DİKKAT: © Mücahit Özden Hun – HUN Academy / hunacademy.com. Tüm hakları saklıdır.)

Bir Zamanlar Baharlı Mahallesi ve Terekemeler (Birinci Bölüm)

Bir Zamanlar Baharlı Mahallesi ve Terekemeler (Birinci Bölüm)

BİR MAHALLENİN HAFIZASI: MECİT TAŞAN’IN BAHARLI MAHALLESİ Bazı yerler yalnızca sokaklardan, evlerden ve bahçelerden oluşmaz. İnsanlarıyla yaşar; sesleriyle, düğünleriyle, acılarıyla, lakaplarıyla, komşuluklarıyla ve ardında bıraktığı hatıralarla bir kimlik kazanır. Baharlı Mahallesi de Iğdır’ın böyle yerlerinden biridir. Bugün eski evlerin birçoğu yok. O evlerin avlularında oynayan çocukların kimi başka

Mücahit Özden Hun
PETER LERCH: Kurmançça ve Zazacanın Latin Harfleriyle Kaydı

PETER LERCH: Kurmançça ve Zazacanın Latin Harfleriyle Kaydı

Değerli Okuyucular, 1787 yılında Roma’da bir kitap yayımlandı: Maurizio Garzoni’nin Kürt Dilinin Grameri ve Sözlüğü. Garzoni, Kurmançça kelimeleri Latin harfleriyle gösteriyor, dilin kurallarını açıklıyor ve onu öğrenmek isteyenlere bir kaynak sunuyordu. Bu eser, Kurmanççanın Latin harfleriyle sistemli biçimde kaydedilmesinin erken ve önemli örneklerinden biriydi. Burada Kürtçenin yazılı tarihinin

Mücahit Özden Hun
Terekemler ve Iğdır'ın Renkli Bir Siması: ALİ EŞREF BAŞARAN

Terekemler ve Iğdır'ın Renkli Bir Siması: ALİ EŞREF BAŞARAN

Değerli Okuyucular, Bir şehrin tarihi yalnızca resmî kayıtlarda, eski gazetelerde, seçim tutanaklarında ve sararmış fotoğraflarda yaşamaz. Şehirlerin asıl hafızası, sokaklarında iz bırakan insanların hikâyelerinde saklıdır. Bazı insanlar yaşadıkları dönemin yalnızca tanığı olur. Bazıları ise dönemin akışına karışır, çevresindeki insanları etkiler ve yaşadığı şehrin karakterinin oluşmasına katkıda bulunur. Ali Eşref Başaran,

Mücahit Özden Hun