“HAFTAYA BAKIŞ” GAZETESİNE CEVAP

Toplu Yazılar

Birkaç gün önce Yeşil Iğdır gazetesi köşemde “Azerice ve Kürtçe üzerine birkaç not..” ismiyle bir makale yayınladım. Çok değer verdiğim Akay Aktaş Hocamın İnternet gazetesi Haftaya Bakış’da bir edebiyat hocasının bu yazıma cevap vermesi ve kendi görüşlerini ileri sürmesiyle kamuoyu nezdinde konuya açıklık getirmem gerekliliği ortaya çıkmıştır. Güzel ve doğru fikirlerin olgun ve seviyeli tartışmalarla ortaya çıkacağına inandığım için bu yazıyı okuyucularımın dikkatine sunuyorum:

Okuyucumun ana tezleri ve görüşlerimi anlaması için düşüncelerimi maddeler halinde sıralamak istiyorum:

  1. Öncelikle bana cevap veren “Edebiyat Profesörü” niçin kendi ismini açıkça beyan etmekten çekinmiştir. Bu gibi önemli tartışmalarda okuyucuların tartışmaya taraf olan muhatapları isimleriyle bilmesi hem okuyucuya saygı hem de tartışmaya bir seviye ve ciddiyet kazandırması anlamında önemlidir. Her şeyden önce şahsıma gösterilmiş bir saygısızlık olarak değerlendiriyorum.
  1. Sayın yazar, benim, “Azeri” kelimesinin Ruslar tarafından icat edildiğini iddia ettiğimi vurguluyor buradan hareketle kendince bir değerlendirme yapıyor. Ben yazımda bunun aksini söyledim. İsterseniz “Azerice ve Kürtçe üzerine birkaç not..” isimli yazımdan bu bölümü dikkatinize tekrar sunayım:

Önce Azerice / Azerbaycanca / Azerbaycan Türkçesi ile ilgili görüşlerimi yazmak isterim. Öncelikle doğru bilinen bazı yanlışları düzeltmek gerekir: “Azeri” kelimesi Ruslar tarafından icat edildi amacı Azerbaycan Türklerinin kardeş Türkiye ile olan bağlantısını koparmak ve sosyal bütünlüğünü sekteye uğratmaktı: Bu ifade gerçeği yansıtmıyor. Ruslar kendi imparatorluklarındaki tüm Türkleri “Tatar” olarak çağırmıştır. “Azeri” kelimesini asla kullanmamışlardır. “Azeri” kelimesini İranlılar kullanmıştır.”

Değerli okuyucu, yukarıdaki alıntıdan da anlaşılacağı gibi ben “doğru bilinen yanlışları düzeltmek” anlamında, halk arasında yaygın bir inanca referans yaparak, (Azeri kelimesi Ruslar tarafından icat edildi), diye yazmış ve hemen akabinde, “Bu ifade gerçeği yansıtmıyor, “ diyerek bu yanlışı düzeltmeye çalışmıştım. Ancak ne var ki yazar profesör, benim ifademi yanlış anlamış, bunun üzerinden bir karşı sav geliştirmiştir. Yazar profesör arkadaşımız, “Doğru bilinen yanlışlar, “ diye bir ifadenin ne anlama geldiğini acaba biliyor mu? Öncelikle eleştireceği yazarı dikkatlice okumasını ve anlamasını tavsiye ederim. Ben Azerice kelimesinin ilk kez İranlılar tarafından kullanıldığını yazmama rağmen sayın yazar, sanki ben aksini iddia etmişim gibi tarihten örnekler vererek bunu kanıtlamaya çalışıyor. Garip ve gülünç bir durum!

  1. Ruslar, 17 yüzyıldan itibaren Kafkasya’da yaşayan Azeri nüfusu “Tatar” olarak çağırmış hatta Fransız, Alman ve yabancı etnologlar ve dilbilimciler bu tanımı kendi yazılarında kullanmışlardır. Yazar profesör bu kullanımın “kısmen” olduğu şeklinde bir ifade kullanmıştır. Bu doğru değildir. Bu konuda yüzlerce referans var. Ciddiyeti ile bilinen bir kaynaktan aktardığım aşağıdaki İngilizce yazıda “Azeri veya Azerbaijani Turk” yerine “Tatar” kelimesinin kullanıldığına dikkatinizi çekerim:

REFERANS: http://www.wikizeroo.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXJtZW5pYW7igJNUYXRhcl9tYXNzYWNyZXNfb2ZfMTkwNeKAkzA3

İNGİLİZCE METİN

The Armenian–Tatar massacres refers to the bloody inter-ethnic confrontation between Armenians and Azerbaijanis (at the time commonly referred to as “Caucasian Tatars” or “Tatars of the Caucasus”) throughout the Russian Caucasus in 1905–1907

According to Van Der Leeuw clashes started in early February 1905 over the killing of a Tatar schoolboy and shopkeeper by Armenians. 126 Tatars (Azeris) and 218 Armenians were killed during four days of fighting in Baku

TERCÜME

Ermeni-Tatar katliamları in 1905- 1907 yılları arasında, Ermeniler ve Azerbaycanlılar (o sırada yaygın olarak “Kafkas Tatarları” veya “Kafkasya Tatarları” olarak anılır ve bilinirdi) arasındaki kanlı etnik gruplar arası çatışmayı ifade eder.

Van Der Leeuw’a göre, Şubat 1905’te Tatar’lı bir okul çocuğunun ve dükkan sahibinin Ermeniler tarafından öldürülmesi sonucu çatışmalar başladı. Bakü’de süren dört gün boyunca 126 Tatar (Azeri) ve 218 Ermeni öldürüldü.

***

Değerli okuyucu, yukarıdaki ifadeden anlaşılacağı gibi 19ncu yüzyılın başında bile Ruslar (haliyle onları referans alan yabancılar) Azeri nüfusu “Tatar” olarak çağırmıştır. Bu isimlendirme profesör yazarın iddia ettiği gibi “kısmen” değil tamamendir.

  1. Profesör yazar, Rusların “Tatar” kelimesini “etnos” değil de “Müslüman” anlamında kullandığını söylüyor. Ancak yukarıda tercümesini verdiğim yazıda net bir şekilde “inter-ethnic confrontation” terimini yani Türkçe tercümesiyle “Gruplar arası etnik çatışma” dan bahseder. Din referansı yapılmaz. Profesör yazar arkadaşımız isterse yüzlerce örneği dikkatine sunabilirim.
  1. Şimdi gelelim en önemli noktaya: Benim ana tezim şudur: Azerbaycan Türkçesi/ Azerice/Azerbaycanca, Anadolu Türkçesinin bir lehçesi değil bağımsız bir dildir. Aynı durum Özbekçe, Kırgızca, Türkmence, Kazakça ve diğer Türki dil grubunda yer alan diller için de geçerlidir. Bu dillerin her birisi bağımsız bir dildir. Türkçenin lehçeleri değildirler.
  1. Durumu daha iyi özetlemek için iki yakın örnek vermek istiyorum: Hoch Deutsch (Standart Almanca) ve Fasih Arapça (Standart Arapçadır). Almanya, Avusturya ve İsviçre’de yaşayan göçmen vatandaşlarımız şu gerçeği çok iyi bilir. Almanya’da bir çok lehçe vardır. Örneğin Schwabisch, Bayerisch vb.. Eğer ana dili Almanca olan Avusturyalı, İsviçreli ve Almanyalı üç kişi İstanbul’da karşılaşırsa Hoch Deutsch ile pekala anlaşabilmektedirler çünkü bu ülkelerde gazete ve haberler Hoch Deutsch olarak verilir. Şu soruyu sormak istiyorum: Bir Özbek, bir Kırgız, bir Kazak Berlin’de bir araya gelseler konuşabilecekleri Standart bir Türkçe var mı? Hayır! Bu yüzden bu dillerin her biri bağımsız bir dildir, iddia edildiği gibi ana bir dilin (!) lehçeleri değillerdir.
  1. Aynı durum Fasih Arapçası için de geçerlidir. Bir Cezayirli ve bir Suriyeli eğer kendi lehçelerinde konuşurlarsa birbirlerini anlaması hemen hemen imkansızdır. Ancak bütün Arap ülkeleri Fasih Arapçayı eğitimde, medyada kullandığı için bunlar Fasih Arapçasıyla pekala anlaşabilmektedirler. Arapça bağımsız bir dildir ama diğerleri lehçedir.
  1. Gelelim Azerbaycan Türkçesine… Bir önceki makalemde belirttiğim gibi Güney ve Kuzey Azerbaycan 1828 yılından beri ikiye bölünmüş, geçen zamanla iki bağımsız dil ortaya çıkmıştır: Bunun için aşağıda referansını verdiğim yazıya dikkatinizi çekmek isterim.

İNGLİZCE İFADE

REFERANS:

http://www.wikizeroo.net/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQXplcmJhaWphbmlfbGFuZ3VhZ2U

Azerbaijani or Azeri, sometimes also Azeri Turkic or Azeri Turkish, is a term referring to two Turkic lects (North Azerbaijani and South Azerbaijani) that are spoken primarily by the Azerbaijanis, who live mainly in Transcaucasia and Iran. North Azerbaijani and South Azerbaijani have significant differences in phonologylexiconmorphologysyntax, and loanwords. ISO 639-3 groups the two lects as a “macrolanguage”.

TERCÜME

Azebaycanca veya Azeri bazen de Azeri Türkçesi olarak da ifade edilen terim, Transkafkasya ve İran’da yaşayan Azerbaycanlılar tarafından konuşulan iki Türki karma dili (Kuzey Azerbaycanca ve Güney Azerbaycanca) ifade etmek için kullanılır. Kuzey Azerbaycanca ve Güney Azerbaycanca , fonoloji, sözlüksel (lexicon), morfoloji, sözdizimi ve ödünç kelime anlamında birbirlerinden oldukça farklıdırlar. ISO bu dilleri, makro dil (bağımsız dil) olarak tanımlıyor:

  1. İstanbul lehçesiyle konuşan bir Türk, Azerbaycan Türkçesinde var olan X ve Q seslerini asla çıkaramaz. Aşağıda Kuzey Azerbaycan dilinde var olan bazı kelimeleri verdim. Acaba İstanbul Şivesiyle konuşan bir Türk, X ve Q harflerinin hakkını vererek aşağıdaki kelimeleri telaffuz edebilir mi ve her şeyden önemlisi bu kelimelerin anlamanı tahmin edebiliyor mu? Azerbaycan Dili bağımsız bir dildir. Anadolu Türkçesinin bir lehçesi değildir veya Hoch Deutsch ve Fesih Arapçada olduğu gibi üst bir standart Türkçenin (zaten böyle bir dil yok!) lehçesi değildir.

AZERBAYCAN TÜRKÇESİNDEN BAZI KELİMELER

  • Tünd qırmızı
  • Hündür
  • Ədviyyəli
  • Asan
  • Cəld
  • Yüngül
  • Küylü
  • Səhv
  • Nahar
  • Qəlyanaltı
  • Küylü
  • Peç
  • Qənd
  • Qarğıdalı
  • Kartof
  • Lobya
  • Pələng
  • Paltar
  • Çəngəl
  • Stəkan
  • Pencək
  • Karandaş
  • Qayçı
  • Köynək
  • Çətir
  • Çimərlik
  • Küləkli
  • Payız
  • Poçtalyon
  • Kvadrat
  • Üçbucaq
  • Səninçün darıxmışam
  • Hələlik!
  • Siz haradansınız?
  • Siz çox xeyirxahsınız
  • Mən başa düşmürəm!
  • Bura piyadadır?
  • Qatar vağzalı
  • Kömək
  • Oğru
  • Xırda pulum yoxdur
  • İstidir.
  • Cəld ol
  • Balaca
  • Çiyin

Kısacası ben bu profesör yazarın yazdıklarını, “Başa düşmürem!”

Tünd qırmızı mor
Hündür uzun
Ədviyyəli baharatlı
Asan kolay
Cəld hızlı
Yüngül hafif
Küylü gürültülü
Səhv yanlış
Nahar Akşam yemeği
Qəlyanaltı Öğlen yemeği
Küylü gürültülü
Peç soba
Qənd şeker
Qarğıdalı mısır
Kartof patates
Lobya fasulye
Pələng kaplan
Paltar elbise
Çəngəl çatal
Stəkan bardak
Pencək ceket
Karandaş Kurşun kalem
Qayçı makas
Köynək gömlek
Çətir şemsiye
Çimərlik kumsal
Küləkli rüzgarlı
Payız sonbahar
Poçtalyon postacı
Kvadrat kare
Üçbucaq üçgen
Səninçün darıxmışam Seni özledim
Hələlik! Görüşmek üzere!
Siz haradansınız? Nerelisiniz?
Siz çox xeyirxahsınız Çok naziksiniz
Mən başa düşmürəm! Anlamıyorum
Bura piyadadır? Yürüme mesafesinde mi?
Qatar vağzalı Tren istasyonu
Kömək yardım
Oğru! Hırsız!
Xırda pulum yoxdur Bozuk param yoktur
İstidir. Hava sıcaktır
Cəld ol Acele et
Balaca Küçük
Çiyin omuz
Toplam Sayfa Ziyareti: 245 - Bugünkü Ziyaret: 2

Mücahit Özden Hun Kitapları